Kaygı Bozuklukları

ANKSİYETE BOZUKLUKLARI
Kaygı veya bunaltı olarak da tanımlanan anksiyete bozuklukları ,tarihin çok eski zamanlarından beri farkedilen , oldukça yaygın olarak görülen ve önemli işgücü kaybına neden olmasıyla toplum sağlığını olumsuz etkileyen önemli sorunlar olarak görülmektedir. Psikolojik olarak nedeni belli olmayan bir sıkıntı, heyecan , kötü bir şey olacakmış şeklinde bir his ve korku olarak tanımlanan anksiyete , çarpıntı, nefes almada zorluk, ellerde ayaklarda titreme ve aşırı terleme gibi bedensel belirtilere de neden olur. Bu rahatsızlığın belirtilerinin 10-25 yaşlar arasında en yüksek oranda olmak üzere erken yaşlarda hatta çocuklukta başlaması bireylerin aile ilişkilerinde ,sosyal hayatlarında ve akademik alandaki başarısında bozulmaya yol açabilir.

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU
Yaygın anksiyete bozukluğu, en sık görülen ağır ve kronik seyirli anksiyete bozukluklarından biridir.Bu bozukluğun en önemli bulgusu hemen her konuya yönelik olabilen yoğun , kontrol edilmesi güç, yaşamı engelleyebilecek düzeyde olan endişedir.Bu kişiler her türlü olumsuz uyaranı daha çabuk algılayıp, tedbir alması gerekiğini düşünerek endişelenir, bu gereksiz dikkat de ansiyeteyi orata çıkartıtr.Sıklıkla kolay yorulma, düşüncelerini yoğunlaştırmada güçlük, zihnin durmuş gibi olması, kas gerginliği ve uyku bozuklukları gibi bulgular eşlik eder. Yaygın Anksiyete bozukluğu bir çok ruhsal ve fiziksel hastalıkla birliktelik gösterir.Bunlardan en sık rastladıklarımız major depresif bozukluk, distimi, alkol bağımlılığı, basit fobi ve sosyal anksiyete bozukluğudur.Yapılan çalışmalar bu bozukluğun tedavisinde çeşitli ilaçların ve psikoterapi türlerinin(özellikle bilişsel davranışçı terapi) tek tek veya birlikte kullanılmasının etkili olduğunu göstermektedir.



PANİK BOZUKLUĞU
Panik atak , çarpıntı , kalp hızında artış , nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, terleme, titreme, baş dönmesi, bayılacakmış gibi olma,uyuşma karıncalanma ,kendine ve ortama yabancılaşma gibi bedensel belirtilere eşlik eden denetimini yitirme ve ölüm korkuları şeklinde gözlenir.Yaşam boyu en az bir panik nöbet geçirme olasılığı %10 olarak bulunmuştur. Panik bozukluğu ise tekrarlayan beklenmedik panik ataklar, ataklardan en az birinin ardından en az bir ay süreyle panik atak geçirme korkusu şeklinde beklenti anksiyetesi ya da ataklarla ilgili kaçınma şeklindeki davranış değişiklikleri ile karakterize bir anksiyete bozukluğudur. Toplumda yaygınlığı %1.5-3.8 olarak bildirilmiş olup kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha fazla görülmektedir.Hastaların büyük çoğunluğunda panik nöbetlerin ortaya çıkmasından önce zorlayıcı yaşam olayları bulunur. Agorafobi olası bir tehlike durumunda kaçmanın zor olabileceği ya da yardım sağlanamayacak yerlerde bulunmaktan yoğun kaygı duymaktır. Agorafobi, tek başına evin dışında olma, kalabalık bir ortamda bulunma, sırada bekleme, otobüse binme olarak örneklendirilebilir. Bu hastalar sıklıkla acil servislere tıbbi yardım amacıyla başvurmaktadırlar., tanı kesinleştirilmişse tıbbi inceleme isteklerine yarımcı olunmaması gerekir.Panik Bozukluk psikoterapisi, psikoeğitim ve hastanın yanlış inanışlarının yeniden yapılandırılmasına odaklanmaktadır. Hastaya güvence verilmesi, denetimi ele almasının sağlanması, bedensel belirtileri anlaması, iç ve dış uyaranlara karşı duyarsızlaştırılması gerekir.

SOSYAL KAYGI BOZUKLUĞU
Sosyal anksiyete bozukluğu dünyada en sık görülen üçüncü ruh sağlığı sorunudur.Bireyin toplum içerisinde konuşurken veya performans göstermesi beklenilen bir durumda kızarma ,terleme,ellerin titremesi, kendini küçük düşürecek yanlış bir şey yapma korkusu olarak tanımlanan kronik bir hastalıktır.Bu korku sonucunda oluşan kaçınma davranışlarıyla kişinin iş, sosyal ve özel yaşamı kısıtlanmaya başlar.Sık görülen sosyal fobi belirtileri arasında topluluk önünde konuşma, yeme, içme ya da halka açık tuvaletleri kullanma sayılabilir. Sıklıkla çocukluk veya erken ergenlik döneminde başlar. Hastalar utangaçlığın insan doğasının doğal bir yanı olduğunu düşünür, durumlarının psikiyatrik bir bozukluk olduğunu kabullenemezler bu nedenle kişilerin tedavi amacıyla polikliniğe başvurmaları ortalama başlangıçtan 10 yıl sonra olmaktadır. Tedavi edilmeyen sosyal fobi,okul ve meslek hayatında başarısızlıklar , arkadaşlık kuramama, alkol kötüye kullanımı, depresyon ve intihar girişimleriyle sonuçlanabilir. Tedavide anksiyete semptomlarını azaltmak, korku ile ilgili abartılı düşünce ve duyguların kontrolü, korkulan durumlardan fobik kaçınmayı azaltmak, anksiyetenin oluşturduğu fizyolojik ve otonomik belirtileri azaltmak ve yaşam kalitesini iyileştirmek hedeflenir.Psikoterepi, farmakoterapi veya her ikisi beraber kullanılmaktadır.

ÖZGÜL FOBİLER
Belirli nesneler ya da durumlara karşı olan anormal korkudur.Bunlardan uzak olduğu sürece hastada rahatsızlık hissi yoktur, yaşamı etkilenmemektedir. Kedi, köpek, hamam böceği, fırtınalar, yükseklik, hastalık, yaralanma ve ölüm en sık rastlanılan nesne ve durumlardır. Alt tipler bunların baskın alanına göre; hayvan tipi, doğal çevre tipi, kan-enjeksiyon-yara tipi, durumsal tip ve diğer tiptir. Fobik uyaranlarla karşılaşma veya karşılaşma beklentisi ile panik atağa varabilecek boyutta aşırı ve kişinin anlamsız olduğunu bildiği halde karşı koyamadığı korku başlar. Tedavide fobik uyaranla ilgili hatalı düşüncelerin düzeltilmesi; uyarandan kaçınma yerine, tekrar tekrar uyarana maruz bırakma ile uyarana duyarsızlaşmanın sağlanması amaçlanır. Gevşeme egzersizleri ve uyaranla karşılaşmada panik ataklar varsa bunlara yönelik ilaç tedavileri verilebilir.

AYRILMA ANKSİYETESİ BOZUKLUĞU
Ayrılma anksiyetesi kavramı bağlanma kuramından köken almıştır.Bu kurama göre çocuktaki ayrılma anksiyetesi bağlanma figüründen ayrılmaya karşı ortaya çıkan altı ay ile üç yaş arası dönemde normal gelişimsel bir tepkidir.Sıklığı çocukluktan erişkinliğe doğru azalır ancak 12 yaş altında en sık görülen anksiyete bozukluğu türüdür. Bu bozukluğun başlıca özelliği bağlanılan kişilerden ya da evden ayrılma ile ilgili aşırı bir korku ve kaygı duymadır. Yaşanan anksiyete bireyin gelişimsel düzeyinde beklenenden fazladır.Kişinin sosyal, ailesel veya akademik işlevlerinde aksamaya neden oluyorsa tedavi edilmesi gereken bir durumdur.

İLETİŞİM

Adres

İncilipınar mah. Muammer Aksoy Blv Kepkep Plaza 1. Kat No: 103,
27090 Şehitkamil/Gaziantep

Telefon

+90 533 434 80 82

E-posta

draltindag@yahoo.com

Yükleniyor
Mesajınız GÖnderildi