Depresyon
Major depresif bozukluk çökkünlük ve çabuk sinirlenme ile karakterize duygudurumda belirgin bir değişiklik; uyku, iştah, cinsel istek gibi çeşitli psikofizyolojik değişiklikler; eskiden keyif veren aktivitelerden keyif alamama, ağlama, intihar düşünceleri, konuşma ve motor etkinlikte yavaşlama gibi özellikler ile karakterize psikiyatrik bir bozukluktur. Major depresif bozukluğun yaşam boyu görülme yaygınlığı ortalama %12 kabul edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre Major Depresif Bozukluk tüm dünyada yeti yitimine yol açan hastalıklar içerisinde 4. Sıradadır. Major depresif bozuklukta tedaviyle ortalama üç ay içinde iyileşme olması beklenirken, tedavi edilmediği durumda 6-13 ay kadar sürmektedir.
Major depresif bozukluk yeti yitimine yol açan bir hastalıktır bu hastalığın erken teşhiş ve tedavisi önemlidir. Major depresif bozukluk kişinin mesleki, ailesel, sosyal olarak pek çok alanda işlevselliğini düşürmekte ve iş gücü, kazalar, tedavi maliyetleri,intihara bağlı ölümler nedeniyle önemini korumaktadır.
İntihar ruhsal hastalıklarla ve özellikle Major depresif bozuklukla yakından ilişkilidir. Major depresif bozuklukta hayatı tehdit eden en önemli risk intihar girişimidir. Major depresif bozukluk tanısı almış hastaların %3-4 kadarının intihar nedeniyle öldüğü bilinmektedir. Major depresif bozukluk hastalarının intihar oranı normal populasyona göre 20 kat yüksektir. Major depresif bozukluk hastalarındaki intihar riskini artıran nedenler arasında; erkek cinsiyet, ailede psikiyatrik hastalık öyküsü olması, intihar girişimi öyküsünün olması, depresyonun şiddeti, anksiyete, alkol madde kullanımı gibi eşlik eden bozukluklar sayılabilir. İntihar girişimi açısından en güçlü yordayıcı daha önceden intihar girişiminin olmasıdır. Major depresif bozukluk, etiyolojisinde birden fazla etkenin birlikte rol aldığı bir hastalıktır. Mevcut araştırmalarda kalıtımsal, genetik, monoamin sistemi, stres, inflamasyon, nöroendokrin, beyindeki yapısal ve fizyolojik değişimler, nöroplastisite, erken dönem travma gibi nedenlerin depresyon etiyolojisinde rol aldığı gösterilmiştir. Major depresif bozukluk gelişiminde risk faktörlerinin kabaca 1/3’ ünü genetik nedenlerin, 2/3’ ünü ise psikososyal faktörlerin oluşturduğu kabul edilmektedir.
Major depresif bozukluk tedavisi için farmakolojik tedavi psikoterapi,elektrokonvulsif terapi, tekrarlayan transkraniyal manyetik stimülasyon (rTMS) seçenekleri kullanılmaktadır.